Bilimin Doğuşunu Tarıma Mı Yoksa Tarımın Doğuşunu Mu Bilime Borçluyuz? | Bilimya

Tarım Bilim

Bilim, insanoğlunun en çok güvendiği bilgi kaynağıdır. Bu sebeple bilimde her şeyin başlangıç noktası merak, ilgi ve araştırma konusu olduğu gibi bilimin kendisinin de başlangıç noktası merak konusu olmuştur. Bilimin doğuşu hakkında farklı görüşler yer alsa da henüz tam olarak nasıl başladığı ya da nasıl doğduğu kesin olarak bilinmemektedir. Fakat bu konuda tarihsel olarak bilinen en önemli bilgilerden birinin bilimin doğuşu ile tarımın doğuşunun bağlantılı olduğu gerçeğidir.

Burada asıl merak edilen kısım ise; ‘Bilimin doğuşunu tarımın doğuşuna mı yoksa tarımın doğuşunu mu bilimin doğuşuna borçluyuz?’ sorusudur. Bu soru ‘Tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan çıkar?’ sorusuyla benzerlik gösterse de cevabı bilimsel olarak mevcut olduğu gibi (evrimsel olarak yumurta tavuktan daha önce evrildiğinden tavuk -ya da civciv- yumurtadan çıkmıştır) burada sorduğumuz sorunun da cevabı aynı şekilde mevcuttur.

Bilindiği üzere eski insanlar avcı-toplayıcılık usulü ile gıda temini ve beslenme ihtiyaçlarını gidermişlerdir. Bu sayede hayatta kalarak nesillerini devam ettirebilen eski çağ insanları gıda bitkilerinin tohumlarını büyük ihtimalle -başlangıçta- bilmeyerek ekip tarımı keşfetmişlerdir. Tarımın keşfi ve doğuşu konusunda da bilimin doğuşu ile benzer şekilde farklı görüşler mevcut olsa da yapılan arkeolojik çalışmalar tarımın başlangıç zamanı ve yeri hakkında -az da olsa- bilgiler verebilmektedir.

Eski çağ insanları avcı-toplayıcılık usulüyle temin ettiği gıda bitkilerini tüketerek artıklarını ve/veya bozulan kısımlarını tüketemeyip atarlarken bu ‘çöp’ yığınlarının zamanla değiştiğini ve doğal ortamdan topladıkları (avladıkları) bitkilerden daha çok ve daha gür şekilde (çöp yığınları organik maddece zengin olduğundan) çoğalıp yetiştiğini görmüşlerdir. Bunu fark eden girişimci ruhlu ve bilimsel merak dürtüsü barındıran insanlar doğadan türlü zahmetlerle toplamak yerine (zaman ve mekân tasarrufu yaparak) doğadan toplanan gıda bitkilerinin tohumlarını bu sayede ekip tarım yapmayı keşfetmişlerdir. Tarım ve bitkilerin evcilleştirilmesi bu noktada ilk kez bilinçli olarak gelişme göstermiştir.

Tarımı önce bilinçsiz ve dolayısıyla bilimsiz keşfeden eski insanlar tarımın keşfinden sonra bilinçli hâle gelen bitki evcilleştirmeleri sayesinde tarım biliminin doğmasına sebep olmuştur. Tarım biliminin doğması ve zirai faaliyetlerin artması ile insanoğlu avcı-toplayıcılık usulüyle harcanan zamana kıyasla tarımdaki artan zamanı farklı alanlara (sanat, mimarlık, felsefe, tıp, hukuk ve diğer bilim dallarına) yönelme ile kapatmış, bu sayede de farklı dallar özellikle de farklı bilim dalları doğmuş ve/veya gelişmiştir. Zamanla avcı-toplayıcılıkta olduğu gibi toplumun her ferdinin gıda temininde görevli olmasına gerek duyulmadan tarım sayesinde yalnız ziraat ile uğraşan bazı kişilere bu görev yüklenmiş ve diğer insanların farklı dallara yönelerek o dallarda ilerlemesine imkân sağlanmıştır.

Görüldüğü üzere tarımın doğuşu hem farklı bilim dallarını doğmasına sebep olmuş hem de insanoğlunun gıda teminini sağlayarak bugüne dek hayatta kalabilmesini mümkün kılmıştır. Bu bilgiler aynı zamanda bize ilk doğan bilim dallarından birinin tarım bilimi olduğunu göstermektedir.

Bilimsel çalışmalar (özellikle arkeolojik çalışmalar) tarımın ilk başladığı yerlerin Yakın Doğu’da ‘Verimli Hilal’ (Fertile Crescent) denilen Türkiye ve Irak’ın belirli kısımlarını içeren bölgeler olduğunu göstermektedir. Tarımın bu bölgelerden orijinlenerek dünyanın diğer bölgelerine yayıldığı düşünülmektedir. Bu noktada ortaya atılabilecek ilk sav; bu bölgelerin yani bilim dallarının doğmasına sebep olan tarımın ilk olarak başladığı yerin aynı zamanda bilim dallarının başlangıç noktası da olabileceğidir.

Tarım biliminin ve dolayısıyla diğer bilim dallarının (hatta sanat, hukuk ve ticaret gibi farklı alanların da) doğup gelişmesine sebep olan ilkin evcilleştirilen gıda bitkileri yine ‘Verimli Hilal’ bölgelerinde yapılan arkeolojik kazılarda gün yüzüne çıkarılmıştır. Bu kazılarda bulunan kalıntılarda tespit edilen bitkilerin tahıl (buğday ve arpa) ve baklagil bitkileri (bezelye, nohut ve mercimek) olduğu görülmüştür. Hatta bu çalışmalar yalnız bitki evcilleştirmelerinin (ve ıslahının) değil aynı zamanda hayvan ıslahı kökeninin de yine bu bölgeler olabileceğini ortaya koymuştur.

Yapılan onlarca bilimsel çalışma birçok tarım bitkisinin (özellikle buğdayın) gen merkezinin Türkiye olduğunu göstermiş bu da ülkemizin yalnız medeniyetlerin değil tarımın ve dolayısıyla diğer bilim dallarının da doğduğu yerlerden biri (belki de en önemli noktası) olduğunu göstermiştir.

Tüm bunlar doğal zenginliğimizi korumanın, ülkemizin tarımsal öneminin farkındalığını arttırmanın ve ülkemiz açısından bu alanlarda (doğa bilimleri ve uygulamalı bilimlerde) gelişme göstermek adına çalışmalar yapmanın en mühim gerekçeleri olarak ortaya çıkmaktadır.

 

Kaynaklar:

Fuller, D. Q., Wilcox, G., Allaby, R. G. 2011. Cultivation and Domestication Had Multiple Origins: Arguments Against The Core Area Hypothesis For The Origins of Agriculture In The Near East. World Archaeology, 43:4, pp. 628-652.

Graham, L. E., Graham, J. M., Wilcox, L. W. (Çeviri Editörü: Kani Işık). 2008. Bitki Biyolojisi. Palme Yayıncılık, 2. Baskı, Ankara.

Muhyettin Şentürk



Hakkımızda

Bilimya sitesi, İbni Sina Sağlık Derneği’nin öncülüğünde kurulmuş bir popüler bilim sitesidir. Sitemizde paylaşılmış tüm yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Sitemizdeki hiçbir yazı kaynak belirtmeksizin başka bir platformda paylaşılamaz.



Bizi Takip Edin


@2020 Tüm Hakları Gizlidir.