Bitkisiz Hayat Olamazken İnsansız Hayat Nasıl Mümkün Olur? | Bilimya

İnsansız Hayat

Bilinen evrende gözlemlenebilen gezegenler içerisinde şimdiye kadar yaşamın var olduğu düşünülen tek gezegen olan dünyamız milyonlarca canlıya ev sahipliği yapmaktadır. Tek hücreli canlılardan yapısal anlamda en kompleks canlılara kadar ciddi oranda çeşitlilik barındırması, dünyamızı diğer gezegenlerden ayıran en önemli özellikler arasındadır.

Bu sınırsız gibi görünen fakat aslında sınırlı sayıdaki canlı çeşitliliği içinde bitkiler, dünya atmosferindeki oksijenin yarıya yakın miktarını üretir. Algler ve bazı bakteriler (mavi yeşil algler) de atmosferdeki oksijenin geriye kalanını üretirler. Bu oksijen olmadan hayvanlar ve tabii ki insanlar yaşayamamaktadır.

Bitkisiz Hayat Neden Mümkün Değildir?

Yalnız oksijen değil; aynı zamanda atmosferdeki karbondioksit de canlılar açısından önemlidir. Hayvanlar, insanlar ve bitkiler tarafından salınan karbondioksitin emiliminde de keza bitkiler ve mantarlar önemli rol oynarlar. Hayvanlar yegâne oksijen kullanıcısı ve karbondioksit üreticisidirler. Bu da hayvanları tüketici konumuna koymaktadır. Bitkiler ve bazı mikroorganizmalar da üretici konumunda yer alırlar. Karbondioksiti hem üretip hem tüketen en tuhaf canlı grubu olan bitkiler, aynı zamanda tüm bu canlı çeşitliliğini bir arada tutan bir unsurdur. Bununla birlikte bitkiler atmosferdeki karbondioksitin kararlı (dengeli) bir seviyede kalmasına yardımcı olurlar. Burada karbondioksitin emiliminin yalnız canlılar tarafından değil aynı zamanda okyanuslar gibi sucul (cansız) unsurların da bu emilimde önemli bir rolü olduğunu belirtmekte fayda görmekteyiz.

Ayrıca bitkiler ve mikroorganizmalar tarafından üretilen oksijenin bir kısmı güneş ışınları tarafından atmosferin üst kısımlarında ozona dönüştürülür. Oluşan bu ozon tabakası, yeryüzünde yaşayan tüm canlıları güneşten gelen zararlı ultraviyole ışınlarına (UV) karşı korur. Dolayısıyla bitkiler ve bazı mikroorganizmalar olmaksızın yeryüzünde yaşam mümkün değildir.

Bitkisiz hayat en çok hayvanları, hayvanlardan da belki de en fazla insanları direkt etkiler. İnsanoğlu tarıma geçtiğinden beri binlerce yıldır bitkisiz ve özellikle de tarım bitkileri olmaksızın hayatın devam edemeyeceğinin farkına varmıştır. İnsan nüfusunun çoğu buğday, pirinç gibi sayılı tarım bitkilerine bağımlı durumdadır. Tüm bitkilerin değil bazı tarım bitkilerinin olmaması bile insanoğlunu zora sokacaktır; hatta böyle bir sorun ırkın sonunu getirmeye dahi sebebiyet verebilir.

İnsan türü birçok hayvan türünden daha fazla bitkilerle iç içe hayat sürdürmektedir. Gıda endüstrisinden boyaya, sağlık alanından parfümeriye kadar hemen hemen her alanda bitki ham maddesi insanlar tarafından kullanılmaktadır. Birçok canlı ve özellikle de hayvanlar ile bitkiler evrimsel anlamda birbirine bağlıdır. Ekosistem canlı-cansız her unsuru ile bir bütündür. Bu bütün içerisinde ekolojik anlamda insanlar belki de en önemsiz halkadır. Fakat bu bütün içerisinde önemli bazı halkalar mevcuttur. Bunlara ‘kilittaşı türler’ denilmektedir. Kilittaşı türlerin ekosistem zincirinde kaybolmaları halinde tüm ekosistem zarar görebilmektedir. İnsan türü (Homo sapiens) kilit türü olmadığı gibi bitkiler alemi içerisinde bilinen birçok kilittaşı türü mevcuttur.

Dolayısıyla bitkilerin olmaması sayısız başka tür için büyük önem taşırken insan türünün olmaması diğer türleri olumsuz etkilememektedir. Hatta insan türünün biyolojik, ekolojik ve iklimsel sayısız zararları göz önüne alındığında; insan türünün olmaması diğer türlerin faydasına bile olması tahmin edilmektedir.

İnsansız Hayat Neden Mümkündür?

4,5 milyar yıllık dünya tarihinde 4 milyar yıldan fazla insansız bir hayat var olmuştur. Bu kadar uzun süre insansız ekosistem ayakta kalmış hatta daha iyi durumda var olmuştur. Öyle ki insanlığın var oluşu ve özellikle de son yüzyılları (bunlardan özellikle son iki yüz yılı) tam bir ekolojik felaket olmuştur.

Örneğin; yapılan lokal çalışmalar ormanların giderek azalıp yok olduğunu göstermektedir. Singapur’da yapılan bir araştırma; 1819 yılından bu yana Singapur ormanlarının yüzde 95’inin kaybolduğunu göstermektedir. Dünya genelinde yapılan bilimsel araştırmalar açıkça göstermektedir ki; küresel ormanların yarısı son üç yüz yılda kaybolmuştur. Ormanların kaybı yalnızca ağaçların/bitkilerin kaybı değil aynı zamanda içerisinde yaşayan onlarca canlının da kaybı anlamına gelmektedir. Bunlar da insanın olmadığı bir dünyanın ve hayatın mümkün olabileceğini gösteren nedenlerden biri olup bunun yanı sıra; insansız dünyanın daha iyi olacağını da göstermektedir.

İnsan türü (Homo sapiens) diğer canlılardan ve özellikle hayvanlardan birkaç (örneğin; bilinç, irade, üst düzey düşünme gibi) özellik bakımından kesin bir şekilde ayrılsa da genel anlamda ve ekolojik anlamda diğer canlı türleri içerisinde ‘herhangi bir tür’dür. Üstelik bu husus sayılı özellik bakımından gelişmişliğe atfedilemeyecek kadar da dar değildir. Nitekim bazı bakteri türleri ekstrem (örneğin; aşırı sıcak veya aşırı soğuk) koşullarda rahatlıkla uzun yıllar yaşayabiliyorken ya da bazı ağaçlar -20 derecede donmayıp uzun yıllar hayatta kalabiliyorken, insan türü bu koşullarda kısa bir süre dahi yaşayamamaktadır. Bu, ilgili bakteriyi ya da ağacı söz konusu özellik bakımından insan türünden daha gelişmiş bir konuma koyar. Dolayısıyla gelişmişlik kıyası tartışmalıdır; bu sebeple gelişmişliğe göre yaşamın olmazsa olmazını tespit etmek yanlış bir yöntem olacaktır.

Az sayıda yapılan bilimsel araştırma (bazı terk edilmiş yerleşim yerlerinde) ve bazı belgeseller insansız bir hayatın ve böylesi bir hayat senaryolarını gözler önüne sermiştir. Bu çalışmalar göstermiştir ki; insanlık herhangi bir sebeple yok olduğunda ya da bir şekilde popülasyon sıfırlandığında dünyada kısa bir süre sonra her şey yoluna girecektir. Hatta belli bir süre (yapılan tahminlere göre birkaç bin yıl) sonra da biyosfer insansız 4 milyar yıllık normal zamanlarına; yani daha iyi duruma dönecektir.

Görüldüğü üzere biyolojik bakış açısıyla bakıldığında; bitkisiz hayat mümkün olamazken insansız hayat gayet tabii mümkün olabilmektedir. Lakin ekosistemin birer ferdi olarak insanlar tüm bu olanlardan haberdar olan tek tür olması açısından, ekosistemi ve içerisindeki tüm unsurları korumakla sorumlu konumdadır.

 

 

Kaynaklar:

Graham, L. E., Graham, J. M., Wilcox, L. W. (Çeviri Editörü: Kani Işık). 2008. Bitki Biyolojisi. Palme Yayıncılık, 2. Baskı, Ankara.

Navjot S. Sodhi, Paul R. Ehrlich (eds.). 2010. Conservation Biology for All. Oxford University Press Inc., New York.

Rull, V. (2009). Beyond Us. Is A World Without Humans Possible?. EMBO Reports, 10(11), pp. 1191–1195.

Muhyettin Şentürk



Hakkımızda

Bilimya sitesi, İbni Sina Sağlık Derneği’nin öncülüğünde kurulmuş bir popüler bilim sitesidir. Sitemizde paylaşılmış tüm yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Sitemizdeki hiçbir yazı kaynak belirtmeksizin başka bir platformda paylaşılamaz.



Bizi Takip Edin


@2020 Tüm Hakları Gizlidir.