İnsan Seven Bitkiler (Antropofitler) | Bilimya

Jasminum primulinum =Jasminum mesnyi

Biyoloji’de kozmopolit kavramı yeryüzünün her alanına uyum sağlayan canlılar için kullanılır. Yeryüzünde yaşayan milyonlarca canlı içerisinde belki de en kozmopolit tür; insan (Homo sapiens) türüdür.

Kozmopolit bu tür (insan) için yaşam ortamı (habitat) çok farklılık gösterebilir. Söz gelimi kozmopolit olmayan bir başka primatın yalnızca yağmur ormanları gibi sınırlı bir alanda yaşamasını beklemek ve gözlemlemek gayet tabiidir. Çünkü kozmopolit olmayan türler, kısıtlı mekânlarda kısıtlı imkânlarla hayatta kalabilen türlerdir. Çoğunlukla* endemik türler (‘endemos’tan türemiştir; ‘yerli’ demektir) belirli bölgeler dışında yaşamadıklarından bu türler aynı zamanda kozmopolit olmayan türler kategorisine de girerler. Yayılışları sınırlanmış, nesilleri tehlike altına girmiş nadir türler de bu kategoriye girer. Bunların aksine istilacı türler (yayılmacı türler) geniş ekolojik istekleri ile kozmopolit canlı türleri kategorisine de girerler.

* Burada ‘çoğunlukla’ dememizin sebebi teorik olarak yeryüzünde yaşayan tüm canlıların yeryüzüne endemik türler olduğu gerçeğindendir. Öyle ki bu yönden kozmopolit olmayan türler kavramı havada kalabilir. Bu sebeple ‘çoğunlukla’ denilmiştir.

Yukarıda bahsedilen kavramlar tüm canlı türleri için geçerli olup aynı durumu sergileyen farklı canlı gruplarının olması mümkündür. Örneğin; istilacı bir bitki türü ile kozmopolit insan türü aynı anda (onlarca yıl) çok farklı alanlara yayılıp bu ortamlara uyum sağlama yetenekleri ile benzerlik gösterirler. Hatta birbirlerinin yayılımlarına, dağılım stratejilerine ve bu söz konusu (istilacı ya da kozmopolit olma) yeteneklerine dahi etkiyebilirler.

Örneğin; bazı bitkilerin belirli bölgelerdeki istilası o bölgelerde insan yaşamını olumlu ya da -çoğunlukla- olumsuz etkiyebilir. Öte taraftan belirli bölgelerdeki insan faaliyetleri (yol, inşaat, çöplük vs.) o bölgelerde istilacı bitkilerin yoğunluğunda artışa sebep olabilir. (Bu grup bitkilere yol kenarı, çöplük bitkileri manasında; ‘ruderal’ bitkiler denmektedir). Bu durum da istilacı bitki açısından olumlu, o bölgelerde yaşayan insanlar için ise olumsuz bir durumdur. Görüldüğü gibi canlıların birbirlerinin yaşamlarını etkiyebilmeleri aynı ortamda yaşayan canlılar için çok daha hızlı ve etkili gerçekleşmektedir.

Bu yüzden aynı alanda yaşayan canlılar zamanla birbirlerine de (birlikte yaşamaya) uyum sağlamışlardır. İnsan seven; antropofilik bitkiler (antropofitler) de böylesi canlılardır. Antropofitler (insan seven bitkiler) daha çok insan yerleşimlerinin (duvar, yol, mezar, ev vs.) olduğu alanlarda, insan tarafından oluşturulan bölgelerde yaşamaya uyum sağlamışlardır.

Örneğin; bazı kayalık seven bitkiler insan yerleşimlerinin olduğu bölgelerdeki duvarlara uyum sağlamış ve bu bölgelerde hayatta kalabilmiştir. Isırgangillerden (Urticaceae) Parietaria cinsi bitkileri (ki bu cinsin Türkçe adı ‘duvar fesleğeni’ olarak geçmektedir) doğada yalnızca kayalıklarda fakat daha çok insan yerleşimlerinin olduğu alanlarda yalnızca duvarlarda hayata tutunabilmiş bitkilerdendir. İnsanların yaşadığı bölgeleri seven bu bitki gruplarından duvar fesleğeni gibi doğada kayalıklarda fakat daha çok insanların yaşadığı alanlarda duvarlara tutunmuş bir başka bitki cinsi ise sinirotugillerden (Plantaginaceae) nakkaş otu cinsi (Cymbalaria) üyeleridir.

Yalnız çiçekli bitkilerin değil aynı zamanda çiçeksiz bitki gruplarından olan karayosunlarının da (önemli bir kısmı) insan seven bitkiler içerisine girdiği görülmektedir. Eğrelti otlarından baldırıkaragillerden baldırıkara (Adiantum capillus-veneris) bitkisi (yapraklarının -ki yaprakları için terminolojide ‘frond’ terimi kullanılır- altında siyah spor keseleri bulunduğundan bu ismi almıştır) de antropofitler arasında değerlendirilebilir. Özellikle insan yapımı köprülerde de görebildiğimiz bu grup bitkilerle aynı alanda yaşayan çiçekli bitkilerden damkoruğugiller (Crassulaceae) ailesine mensup göbek otu (Umbilicus) türleri de insan yerleşimlerine uyum sağlamıştır.

Tüm bu bitkiler dışında özellikle kozmopolit aile sayılan papatyagiller (Asteraceae) ailesi ve buğdaygiller (Poaceae) üyelerinin kozmopolit bitkileri (bazı Taraxacum -karahindiba-, Sonchus -eşekgevreği-, Conyza -çakalotu-, Poa -salkımotu-, Hordeum -Arpa-, Avena -yulaf- cinslerine ait bazı türleri) de insanların yoğunluklu olarak yaşadıkları bölgeleri habitat olarak seçmişlerdir. Bu grup bitkiler içinde de ve ayrıca başka cinslerdeki türlerde de bazı istilacı özelliğe sahip bitkilerin bulunduğunu ve bunların da keza -yukarıda da bahis edildiği gibi- antropofitler arasında değerlendirildiğini belirtmek gerekmektedir. Örneğin insanların yayılışı ile doğrudan bağlantılı olan Conyza -çakalotu- (bu cinsten özellikle Conyza canadensis -selviotu- türü; Şekil 1) ve Centaurea -peygamberçiçeği- (bu cinsten özellikle Centaurea solstitialis -çakırdikeni- türü) ülkemizde hem istilacı hem de antropofit sayılan bitkilere örnek olarak gösterilebilir.

 

Şekil 1. Conyza canadensis (selviotu)

 

Yukarıda verilen örnekler dışında kalan bazı insan seven bitkilere (antopofitlere) örnek vermek gerekirse: Ficus carica -incir-, Mercurialis annua -parşen-, bazı Euphorbia -sütleğen- türleri, bazı Verbascum -sığırkuyruğu- türleri, bazı Hyoscyamus -banotu- türleri, bazı Capparis -kebere- türleri, Hedera helix -duvar sarmaşığı-, bazı Campanula -çan çiçeği- türleri, Papaver rhoeas -gelincik- ve bazı Bromus – ibubukekini- türleri antropofilik bitkiler (antropofitler) olarak sınıflandırılabilirler (Şekil 2).

 

 

 

 

 

 

Şekil 2. Antropofitlere bazı örnekler (soldan sağa; Euphorbia stricta – katısütleğen-, Verbascum mucronatum -şapala- ve Mercurialis annua -parşen-).

 

Ayrıca insan eliyle dikilmiş -kültüre alınmış- bitkiler de zamanla insan yerleşimlerine uyum sağlamış hatta doğallaşmışlardır (zamanla kültür formlarından kaçıp doğal bireyler -nesiller- üretmişlerdir). Örneğin; süs bitkisi olarak ekilen/dikilen bitkilerden Agave americana -sabırlık- (Şekil 3), Opuntia ficus-barbarica -hint inciri, firenk inciri- ve Citrus aurantium -turunç bu bitkilere örnektir. Bu bitkileri de insan seven bitkiler içerisine dahil etmek mümkündür.

 

Şekil 3. Agave americana (sabırlık)

 

Görüldüğü üzere insanların yerleşim bölgelerine uyum sağlayan, yalnızca bu bölgelerde hayatta kalabilen bitkilerin sayısı oldukça fazladır. Antropofitlere genel olarak bakıldığında insanın olumsuz etkisi ile (antropojenik etki) yayılışları sınırlanmamış, yaşam alanları kısıtlanmamış hatta daha çok artmış olduğu göze çarpmaktadır. Bu da bu grup bitkilerin insanın olumlu etkisi ile hayatta kaldıklarını ve neden antropofilik bitkiler (antropofitler) olarak isimlendirildiklerini göstermektedir.

Yalnızca bitkilerin değil tüm canlıların insanın olumlu etkisiyle ‘insan seven canlı’ (insanların yaşadığı alanlarda yaşayan canlılar) olarak hayat bulacaklarını hatırlatmakta fayda görmekteyiz. Nitekim günümüzde artan şehirleşme (yoğun nüfus sebebi ile yoğun insan yerleşiminin oluşturduğu ekolojik tahribat) ile birlikte bu bölgelerde yaşayan doğal hayat elemanlarının (bitki, hayvan, mantar, mikroorganizma) yaşam alanları kısıtlanmış durumdadır. Bu sebeple bu canlıları tanıyıp korumak ve zaten insanlara uyum sağlamış bitkiler olan antropofitleri de yakından tanıyıp, bu canlıların da insanlar gibi hemşehri olduğumuz canlılar olduğunu unutmamak gerekmektedir.

 

Kaynaklar:

Aksoy, A, Çelik, J. 2020. Alanya Kalesi Duvarlarının Vasküler Bitki Çeşitliliği ve Ekolojik Etkileri. Biyolojik Çeşitlilik ve Koruma, 13 (1), pp. 9-18.

Güner, A., Aslan, S., Ekim, T., Vural, M., Babaç, M. T. (Editörler) 2012. Türkiye Bitkileri Listesi (Damarlı Bitkiler). Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi ve Flora Araştırmaları Derneği Yayını, İstanbul.

Karahan, F., Çelik, O., Kayıkçı, S., Altay, V. 2012. Eski Antakya Evleri (Antakya-Hatay) Duvarlarında Yayılış Gösteren Vasküler Bitkiler, Biyoloji Bilimleri Araştırma Dergisi, 5(2), 131–134.

Kösa, S. 2019. The Evaluation Of Antalya Kaleiçi Streets In Terms Of Plant Materials And Planting Design, Ege Univ. Ziraat Fak. Derg., 56 (1):63-75.

Yücel, M., Sögüt, Z., Türkmen, N., Çolakkadıoğlu, D., Kahveci, B., Çeliktaş, V. 2019. Çukurova Üniversitesi Yerleşkesinde Artan Yapılaşmanın Floraya Etkisinin Belirlenmesi. KSÜ Tarım ve Doğa Derg 22 (Ek Sayı 2): 310-322.

Muhyettin Şentürk



Hakkımızda

Bilimya sitesi, İbni Sina Sağlık Derneği’nin öncülüğünde kurulmuş bir popüler bilim sitesidir. Sitemizde paylaşılmış tüm yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Sitemizdeki hiçbir yazı kaynak belirtmeksizin başka bir platformda paylaşılamaz.



Bizi Takip Edin


@2020 Tüm Hakları Gizlidir.